Son Dakika!

biz bi' ara üşenmeyip harekete geçebilirsek bir şeyler bir şeyler yapacaz bloga. kaming suun.

21 Mart 2012 Çarşamba

Bulgaristandayız

Şener şen tarafından almanyaya gidebilmek için kandırıldık, dolandırıldık. Bizi almanya diye bulgar sınırına bıraktı. Bulgar sınırından da ters yöne doğru yürüyünce svilengrad'a vardık. Şu an vecih bey bulgar internet kafecisini oyalarken ben de bunu yazıyorum. Bir süre daha burdayız sanırım. öptük kib bay.

Nasıl oldu lan? diyorsanız işte tam şu şekilde oldu.

-karpuz? nedir karpuz?

3 Şubat 2012 Cuma

Ayak Serçe Parmağı

Bir evrim hatası! Bazılarına göre tanrının bizi cezalandırma yöntemi, bazılarına göre ise yeniden reankarne olurken "bunu, keççap ve mayonezi de unutmayın" dediğimiz dert yuvası. Bunu vurmadan ayağımız ne kadar güzel ve kullanışlı değil mi? Yürüyoruz geziyoruz mal mal "fred çakmaktaş gibi topuklarımızı birbirine tokuşturcam lan bak" derken yerçekimine yenik düşüp yapamıyoruz ve "lan ne kadar malım ben" diye yerçekimine karşı koymayı değil de bu topukları birbirine deydiremediğimize yanıyoruz.

- temsili fred çakmakt...lan... İşte fred çakmaktaş!-


Kısacası efennim bu ayak serçe parmağını bir yere çarpmaya görün. Aaaalllaaaam o nasıl bi acı nasıl dayanılmaz bir ızdırap! -bazı yörelerde ıstırab.- Tahmin edeceğiniz gibi ben de çarptım ama nasıl öyle böyle değil dengemi kaybettirip duvarlara çarpmalı falan yani o kadar çarpmaya bu kadar hareketi nasıl dahil ettin diye çözüm ararsınız nasıl yaptı la bu duba bunu diye.


-Gizli örgüt bunlar aslında-
-İ.neler-

Küfretmek acıyı azaltır diye isviçreli bilim adamlarının bir araştırması olmuştu. ne kadar küfredersen acı o kadar azalır diye. Anam ben bi başladım önümü alamadılar öyle böyle değil bilmediğim küfürler atmeye başladım başım döndü o derece. Kısaca efennim dikkatli olun. çarpmayın serçe parmağınızı falan aman diyeyim.


-Aman dikkat edelim parmağı kırmayalım efendiler snra bi ayakta 78 numara terlik diğer ayakta normal ayakkap oluyor-

1 Şubat 2012 Çarşamba

Şehrin Gözde Bekarları!

Efennim merhabalar. size çok kıllandığım her konu gibi biraz da b undan bahsedeceğim. demin gazetede şehrin gözde bekarları aşlığı altında sevgililer gününü yorumlayan insanların görüşlerini almışlar. Bahsettikleri sevgililer günü aman ne boş gün yok benim için normal bir günden farkı yok vay efendim ben o gün çalışırım hacı falan demişler hep. buraya kadar normal ( normal? ) gözüküyor. Da hacı "şehrin gözde bekarları" ne lan? benim bildiğim bu sınıf ya da klasman dizilerde olur. cnbce (yabancı diziler yayınlayan kanal) dizilerinde olur?! sordukları adamlarda restoran sahibi yok stil danışmanı vay efendim rerörerö ciff menıcır.

Benim gözümde rererörö çiff menıcır dediğimiz adam, bizim burdaki kareşler 94 pidede kasada duran dayıdan farksız. Aynı işi yapıyorlar! Sırf havalı söylenebilen bir meslek ismi uydurduğu için kendisine (bu da var bak. Komi. "Komi alınacak" ben ilk gördüğümde bunu kombi sandım?! sonra "temizlik uzmanı" la çöpçüsün. çöpçülüğün alınacak bi tarafı yok sana şarkılar bile yazıldı. dün gece çok aradım, aradım bulamadım, kör olası çöpçüler, aşkımı süpürmüşler! koy yerine temizlik uzmanını bak oluyor mu? kör olası temizlik uzmanları, aşkımı süpürmüşler! oldu mu olmadı tabi!) vay efendim stil danışmanı. şunu giy bunu giy diyen kişi değil mi temelinde? e bunu anneniz babanız da diyor?! hava soğuk sıkı giyin? al sana stil danışmanı!

o zaman hacı sen rererörö ciiff menıcırı bu bekarlar listesine katıyorsan ben sana derim ki orda dur arkadaş burda kardeşler 94 kebap lahmacun salonunda kasada duran adamı da alacaksın!
yok efendim jet-set sosyetedenmiş adam vay efendim çok düdükmüş (bunlar herhal justice league sanıyorlar kendilerini! sırf çok paranız olduğu için babağnızdan paralar kaldı diye diğer insanlar da ne yaptığımızı bilmeli diye mi geziyor bunlar? ne la amacınız sizin bi gidin la bi dağlın olm la!

-tüm süper kahramanları içinde barındıran justice league-
Ortala
Ya da bu magazin gazetecilerine mi giydirmek lazım bilmiyorum banane lan kim nerde kiminle burnunu karıştırıyor? ya da bunu talep eden halka mı iki tane geçirsek? nabacan lan bu adamların hayatına bakıp? sen kendi hayatına bak kendine bi çeki düzen ver bu ne lan?) (gız gene kızdı bu bak gidelim buralardan -he valla ocata yemeğim vardı zaten)


-bir sosyete dergisi-
çok merak ettim b şehrin bekarları listesini gerçek hayata getşrmeye çalışarak ne yaptğınızı? bi halt da anlamıyoruz zaten gözde bekar ne lan? ilk bu adamlara mı danışacağız biz? kaldı ki ne danışacağız? (-merhabalar gözde bekarmışsınız? -evet -özelliğiniz ne sizin? -işte bekar olmak, orda burda gezmek. en iyi para yiyicisi olma gibi bir de amacımız var. -ne olur sus, teşekkürler. ) sevdiceği olmayan adama gider danışırım bunlara danışmam ömrübillah bu ne la? Bizim arkadaşımız var ali diye. o da bekar onu da alın o zaman lsiteye olm! Ne bu sadece biz özelizcilik. bu adamların ne işe yaradığı ne halt yaptıkalrını bilen beri gelsin efennim ben çözemedim kendilerini.

21 Ocak 2012 Cumartesi

Birşeylerekarşıçoktepkiliyim!

Efennim merhabalar. Finallerdi mesaaaaaî idi şunlardı bunlardı derken baya bi zaman yoktuk ortalıkta lakin geldik, ivit. Eefennim bu ara biz baya bi şeye kıl olduk tabi tarkan misali yeri geldi alıp başımızı efeler gibi gittik heyyy, olmadı biraz kızıl birazz maviii gün doğmadan dönsen bariii sana dedim duymadın mı? diyerek şarkıları dilimize dolayıp geçmesini bekledik. Geçmediler hem de hiç geçmediler saatlerce anlamsızca mırıldandık! ve bu çok sinirimi bozuyor benim, şöyle ki bir şarkının sözlerini ne kadar bilmiyorsanız, o kadar dilinize dolanır. Mesela Ebru Gündeş'in kızıl mavisi. -Biraz kızıl biraz mavi ayrılığın asil rengi gün doğmadan dönsen bari sana dedim duymadın mı gibi bişi sözleri-, -en azından benim bildiğim kısmı buraları falan- tabi bunda büyük rol oynayan radyoda sabah programlarım olan modern sabahlar ve nihatla curcuna'nın da büyük parmağı var (efendim?, parmak mı? -evet) biri kızıl mavi diğeri cici kız -hatırladınız mı çeliğin olan şarkı -hani ah cici kıııız cicilibicili (efendim?) giyininceeee sen kendiniii bişeyy mi sannndıınn.- Öhm kısaca hatırladığımıza göre konuya geri dönebiliriz.-


-şarkının sadece nakaratını alarak saatlerce anlamsızca mırıldanabilir miyiz?- evet!-

Efennim terbiyesizce idda ettiğim gibi şarkıyı ne kadar az biliyorsanız o kadar daha çok ağızınıza takılıyor. Çizim yaparken 4 saat boyunca cici kız şarkısını, sadece cici kız diyerek utanmadan sıkılmadan söyleyebiliyorsunuz. Ki bu baya tehlikeli bir durum.


-Devir değişmeden önce çelik-

Şu anda bile bazılarınız cici kııızzz diye şarkıyı söylemeye başlamış olabilir ben sizlere bir de tarık mengüçten şakşuka isimli şarkıyı öneriyorum -şakşukaaaa şakşukaaa şakşukaaa şaka da şuka sözlerine sahip dahiane şarkılardan biri hani.- (olm çok pis azınıza dolanacak şarkılar haberiniz olsun.)

17 Aralık 2011 Cumartesi

Netizen Olmak Kolay Değil...


Gazetelerin websitelerini ziyaret ediyorsanız çevrimiçi güvenliğiniz konusundaki haberlere sıkça rastlarsınız. Bu haberler, çoğunlukla Facebook ile ilişkilidir fakat genelde Web 2.0 teknolojisini barındıran, kullanıcıların paylaşımlarının esas olduğu siteler ve akıllı telefonlarla birlikte iletişimimizin tümü ile ilgilidir.

Netizen olmak, 'citizen' olmaktan daha zordur beyler, bayanlar!

1 Aralık 2011 Perşembe

Yılışık!

Efennim insan istediği zaman bi ağız tadı ile jelibon yiyemiyor bu günlerde. Sebebi gereksiz yere romantikleştiğini sanan fakat yılışıklaşan, eğlenceli şeyler yaptığını zanneden fakat kabir azabı çektiren ve iyice çekilmez hale gelen çiftler. Aga bunlar jeliboncuda tartıyı meşgul ederek 4 saat boyunca jelibon tadımı yok efendim şundan alalım bundan almayalım hehehe bak bu jelibondan aldım falan fişman bi ton muhabbetle tezgahın önünü kapatıyorlar. Burdan kendilerine sesleniyorum evladım yapmayın etmeyin şunu. anasonlu haribo almaya geldik 4 saattir sizi bekliyoruz olm lan!


"gece gece kokoreç niyetine"

6 Kasım 2011 Pazar

Bayram Manisi?

Efennim merhabalar. Evvela bayramınızı kutlarım (Elinizi öpem harçlıklar için hesap numarası veriyorum gibi bi espiri bekklemeyin... lütfen, lütfen.) ve sonrasında da laaaapss diye anlatmaya başlarım.

Bayramlarda bi huyum var, toplu mesaj şeklinde olan mesajlara cevap vermemek gibi ki ben insanlara mesajla bayramını kutlayayyım yok iki e mail atayım gibi sanal yolları pek sevemeyn adamım. gördüğüm yerde geçmiş bayramını ya da gelecek bayramını kutlarım daha iyi bayramda görememişsem. bana daha sahici gelen birşey bu. Amma gördüm ki efennim bu toplu mesajlara olan tepki artmış, boyu geçmiş kitleler halinde insanlar sokaklara dökülüp protestolar başlatacak şekle gelmiş.


-ülkeminiz kontör madenleri sadece %37lik bir kısmını karşılayabiliyor atılan smslerin. Neden daha duyarlı olmuyoruz? Çin malı değil de yerli sms kullanmıyoruz? -abi gel bi elini yüzünü yıkayalım +lütfen bi çözüm bulunsun bu soruna! +peki abim gel hadi kavurma çarptı seni -

E hacı sen daha dün atıyordun böyle manili mesaj? Ne oldu da bu gün zart diye döndün bu fikrinden? daha bi hafta önceden gogle'a yazmadın mı "bayram mesajları", "bayram manileri" diye? pek seviyordun bu işleri. oturup isme özel mani yazmalar, günaydın mesajını mani olarak atmalar ne bileyim dertli bir gündeysen şuna bir mani atayım da neşesi yerine gelsin diye düşünmeceler?

Bayram geldi evlere
Aman ne güzel sevin he
Bayramda şeker tutmazsan
tatsız geçer bayrame

(bek başarılı bi örnek olduğu söylenemez evet ama bu kadarı oluyor benden lakin falım sakızlarının mani departmanında kreatif direktör değilim efennim) (o da beter dimi ya aslında? +kreatif direktörüm -nerede +falım sakızlarında mani bölümü -kaç, kaç, kaç)

Benim beğenmediğim yanı burda başlıyor olayın daha dün mani hazırlayanlar sabah bi giriyo twittıra hacı hop gördü #'lı işaretlerde toplumesajatmayın diye sonrasında okuyunca da nasıl bir sektörün çarkı haline geldiğinin farkına varmış ve yeaa abi toplu mesaj da neymiş diye geziyor. hoş kurtarabilmişiz seni de bu durumdan o yüzden hiç yoktan iyidir hacı.

Daha sahici sanallıktan uzak bayramlar efennim
(Hem git görüş adam gibi kutla bayramı diyorsun hem de blogdan bayram kutluyorsun /bu ne perhiz bu ne lahana diyenler sizlere de selam olsun)

29 Ekim 2011 Cumartesi

Hazır Çorba

Efennim gün geçmiyor ki bir kişi daha çorbanın faydalarını öğrenmesin ve bir çorba hastası olup da arkadaşları tarafından çorbacı lakabı takılmasın.
Bazılarımız böyle baharatlı baharatlı sever çorbasını bazılarımız sa sade olsun der bazıları pek uğraşır bazılarımız sa amman ne uğraşacam alırım hazır çorbayı kat suyu tamam der diyenlerle dolu dünyamız.

Ama bi durum vardır ki beni benden alan dertlere gark eden ki o da şudur, ofis hazır çorbası!


-abartıp kahve fincanında da çorba içmeye pek gerek yok herhalde?-

Dümdüz bir liseli iken efennim ben buna pek özenirdim "fincanda çırba içmek!"
Aha yanlış yazmış diye hemen müdahale etmeyin dostlarım lakin tabakta içerseniz çorba, kupada nezih nezih içerseniz ise çırba olur (Hiç mi izlemedin reklamlarını zamanında; güzel güzel ablalar ofiste yemek vakti çok çalışmaktan yemeğe inemiyor, yanına gelen yakışıklı abi ise "hey bende hazır çorba var, (efendim?) içmek ister misin?" gibi bir soruyla muhabbete başlıyor. Bizler de aaa noldu lan demeye kalmadan bunlar gezmeye başlıyo ortalıkta falan o akılla "lan hazır çorba ile adam kızı götürdü bak sen" diye etkilenene ergen aklını hiç bir şeyde bulamazsınız o da ayrı bir konumuz olsun (akıllara zarar ergen aklı) efennim. Aynı şey tonbalığı alıp "hömm tonbalığını da yediğime göre artık avrupai bir yaşam tarzına katışmış sayarım kendimi ehe mehe" diye düşünen ergenle yarıştırabiliriz. tonbalıklı ergen, balık farkı ile kazanır)



Çok moda olan birşey miydi şimdi hatırlayamıyorum zamanında ama kendisini ben o havalı tarafı yanında bize getirdiği kupada, bardakta çorba içme fikrini getirdiği için ve bizde de geleneksel çorba içme kurallarına aykırı bulunduğu için herhalde pek tutmadı mı çok mu tuttu ne oldu lan? (pek hatırlayamadım evet)



Sonuca bakarsak yani havalıydı lan ama. Aranızda okula hazır çorba götürüp öğle tatilinde ben çorba içiyorum abi yeaaa diye yemekhaneye oturup arkadaşlarının gelmesini beklerken yemekte o gün hamburgerin olduğunu öğrenmesi ile başlarım lan çorbaya ben hamburger sırasına giriyorum diyeniniz vardır tabi (tecrübe ile sabittir, yemekhane hamburgeri rocks!)

işte 90ları anımsatan avrupai tarzda çekilmiş bir hazır çorba reklamı efennim


Siz öksürükten nezleden ölüyorken bir çorba yapanınız yoksa tabi gayet işe yarar bi çorba biçimi efennim. mantarlısının özellikle hastasıyım. Tabi bir bol limonlu tavuk suyuna çorbanın yerini tutar mı? deeemi, evet evet...

14 Ekim 2011 Cuma

Hastalık!


-umut sarıkayanın da çizdiği gibi efennim bazıları çok güzel hasta olurken bizler hayvan gibi ayı gibi hastayız-


efennim merhaba gene hasta oldum ben evet. bildiğiniz düm düz hastalık değil ama böyle mutasyona uğramış bi grip bademcik şişmesi grip combosu ile vücudum mikrop dolmuş durumda. insan hani düzgün bi hasta olur değil mi bunu bazılarınız çok başarılı yapıyor.

Bi peçete ile tüm gün geçiren var, bir bitki çayı ile iyi olan, battaniye altına girip televizyon izleyince, bir gün yatınca iyileşen ve en beteri sabah kahvaltısını kuvvetli yapınca iyileşen adamlar bunlar.

Ben hayatım boyunca böyle birisi olamadım. bir peçeteli bırak eve aylık alınan 9000 rulolu tuvalet kağıtlarını bi günde bitiriyorum kazan kazan (demlik demlik bile değil evde sıcak içecek için tencereler yetmedi kazan aldık artık) meyve çayı ıhlamur adaçayı kaynatıyoruz. bu kaynayanlarla tüm mahalle iyileşirdi be! battaniye altına girmek yetmiyor 5 battaniye anca kurtarıyor beni. Bir gün yatmayı bırak 7 gün yatıyorum ben. Ulan sabah 8den 11 e kadar kahvaltı yaptım kahvaltılıktan çıktı bıranç oldu bal kaymak metobizmayı toplayacak ne varsa yedim yok arkadaş gene yok gene yok.

hiç bi zaman güzel hasta olamadım. eşek gibi ortalıkda geziyorum veremli gibi. yav insan hapşurunca hani nazik bi hapşurur değil mi? yok arkadaş o da yok bi hapşurmamla apartman temellerinden sallanıyor yan apartmanların camları iniyor aşşağı öksürünce duvarları yıkıyoruz tüm odaları birbirine katıyoruz sanıyorlar.

Hiç nazik hiç böyle akıllı uslu hasta olmadım ben.

-o kadar mikrop hastalık dedik bari dinleyelim değil mi-

8 Ekim 2011 Cumartesi

Teknoloji Falan 2...

Bu yazı, bir kaç yazı aşağıda göreceğiniz üzere, Teknoloji Falan başlıklı yazımın devamı niteliğindedir. O yazıyı sonlandırırken, yazıyı videolar ve linklerle destekleme sözü vermiştim; sözümü tutuyorum! :)

27 Eylül 2011 Salı

Turşu Esmersoy

Merhabalar efennim ben torna tesviye kalfası ve alman emekli futbolcu krmpynr. Bu gün size tarihi bir fotoğüraf belgesi ile karşınızda, ekranlarınızda olacağım. Efennim bildiğiniz gibi sıvacı fayanscı ve fahri trafik müfettişi vecih bey ile (a.k.a. viktorrap) ibretlik sohbetlerimiz olmuşmuştuydur genelde işte o anlardan ibretlik bir kesit.


-Bilin bakalım hangimiz turşu esmersoy?-

Orta Doğu Üzerine Eşsiz Tespit!..


Sizin hiç Arap arkadaşınız oldu mu? Benim bir kere oldu, kör oldum.  Yok lan, öyle değildi o. Her ne ise, detaylara takılmayalım lütfen çünkü az sonra muhteşem, muhteşem olduğu kadar çarpıcı, çarpıcı olduğu kadar düşündürücü, düşündürürken güldüren, güldürürken takla attıran, takla attırırken… Ne diyordum ben, hah, az sonra müthiş, fevkaledenin fevkinde, eşine az rastlanır sosyolojik bir tespit midemde yeterince öğütüldükten ve bağırsaklarımda uzunca bir yol katettikten sonra culp! ünlemi ile bu sayfanın orta yerine düşecek.

Hazırsanız başlıyorum!

18 Eylül 2011 Pazar

Kadrolu Vampir

Efennim bu aralar güneşle aram hiç yok. Bildiğin güneşe çıkınca gözlerimi alıyor bi böyle 2-3 saniye içinde o gözdeki reseptörler nassı acı çekiyor bi ben bilirim. Ondan güneş gözlüğü takıp açık göz rengine sahip insanlar gibi "yeaa çok hassas benim gözler" diye gezer oldum. Bir de genelde siyah giydiğimden olacak ama güneş fazla ısıtıyor bu aralar ondan geceleyin dışarı çıkıp, sabahları da odamda perdeleri kapayıp uyuyorum. Hoş bu süreç içerisinde facebook oyunlarında da güzel bi kariyer, bir kaç da kitap bitmiş oldu aslına bakarsan ne zamandır okuyacağım diye biriktirdiğim kitapların bitmesi hoşuma da gitmedi değil. Eğer böyle böyle vampir olunuyorsa (genelde koşulu bi vampir tarafından ısırılmak normalde ama) ben vesikalığımı kimliğimi ikametgahı hazırladım ek belge olarak da temiz kağıdı ve kan grubunu gösteren belgemle birlikte başvurmak için bekliyorum.(işe sabaha doğru karanlıkta gidip ışık geçirmeyen odalarda 6ya kadar falan duruyorsak bana uyar hacı ama çay+yol+ssk sizden) içinizden nereye başvuracağımı bilen varsa lütfen bi mail atsın (mail adresim de hazır "chılgın06_wampir87bjk@hotmail.com") kadroya geçince sizlere de bi güzellik yaparım artıkın gelsin ab rh+'ler gitsin b rh-'ler. Bir de bizim bi arkadaş var, vampir valla vampir muhabbeti de yanında bedava!


-beni zaten güneş batarken yandan bakınca bir de denizden çıkınca falan edvırta benzetiyorlar-

10 Eylül 2011 Cumartesi

Teknoloji Falan...

Her ne kadar teknoloji ile icli disli olsak da, bu konuya yazilarimizda hic yer vermedik. Oysa biz, Erdem ve ben yani, teknik/teknolojik her turlu sorununuzda yardim istediginiz akraba veya arkadasiniziz.

Ilk kullandigim cep telefonlarini animsiyorum da, nereden nereye geldi mobil iletisim, hayret ediyorum. Cep telefonlarinin ihtiyac olmaktan cikip herkeslerin eline dustugu, Nokia 3310'un luks sayildigi zamanlar bundan 9-10 sene oncesine tekabul ediyor.

Niyetim "teknoloji cok hizli gelisiyor, hic aklim almiyor" misali ebeveyn geyigi yapmak degil. Su satirlarda bol bol Google ve Android ovgusu okuyacak, Apple ve Apple urunleri -ozellikle iPhone- kullananlara karsi besledigim nefrete sahit olacaksiniz. Ayrica bu arada "Blogaway" isimli Android uygulamasini da beraberce test etmis olacagiz.

Son gunlerde sikca karsilastigim sorulardan biri, nefretimi acikca disavurmus olmamdan kaynaklaniyor olsa gerek, "abi bu Apple ile alip veremedigin nedir?" Izah edeyim:

1. Apple'in daha once piyasaya surulmus urun ve uygulamalari yeniymis gibi, daha da otesi bunlari kendileri yapmis ve insanliga bahsetmis gibi sunmalari. Zaten Apple "urun degil hayal satiyor" ki bu bizzat kendi ifadeleri. Su son donemde ortalikta gezen iPhone 5 viral reklamini gormeyen kalmadi sanirim. Lazer klavye, hologram goruntu, projeksiyon vs. Bir de incelik mevzuu var. Lazer klavye bundan tam 3 yil once harici bir donanim olarak, bluetoothla baglanma ozelligi ile bir baska firma tarafindan piyasaya suruldu. Yani daha cikmamis (hatta bu ozellikle cikmayacak olan) iPhone 5' ile yaratilmis yeni hir teknoloji degil!

Burada bir parantez acip isim konusuna.deginmek sart oldu. Onfe Eylul ayinda piyasaya cikaralacagi duyurulan urun, an itibariyle Ekim ayina sarkmis durumda. Isim konusu ise apayri bir muamma ki Apple henuz resmi bir aciklama yapmis degil. iPhone 4S de olabilir ismi, iPhone 5 de. Bu noktada kendimi soyle elestirebilirim; Apple ekimde cikaracagi urune 4S ismini verebilir ve 2012 sonlarinda cikaracagi telefona iPhone 5 diyebilir. O halde o viral reklamdaki ozelliklerin bir kismi kullanilabilir. Teknoloji de asla olmaz deme :) Buna ragmen hologram goruntunun 2012 sonu icin bile hayal oldugunu soyleyebilirim.

2. iPhone'un bu kadar teknolojik kisirlik icinde en teknolojik aletmis gibi sunulmasi. Nokia'nin 2004 yilinda 6680.modeli ile kullaniciya sundugu on kamera, Apple tarafindan ancak iPhone 4 ile insanliga bahsedildi, yil 2011'de.

Bluetooth kullanimi sinirli. Yani telefon benim istedigim gibi degil, kendi istedigi sekilde hizmet ediyor bana. Olacak is mi? Ben mi telefonun sahibiyim, telefon mu benim sahibim? Tonla parayi bayilan bensem, sahip de ben olmaliyim. Bir diger mevzuu batarya olayi. Ilk cikan telefonlarda bile cikarilabilir batarya varken Apple neden boyle bir.sacmaligi yaparak bataryayi cikarilabilir yapmadi. Nasil bir mantigin urunu bu?

3. Insanlarin anlamsiz iPhone cilginligindan gina geldi artik! Hic bir ozelligini kullanmadan, yani aplikasyonlar kullanmadan, iPhone kullanmak nedir Ucan Spagetti Canavari askina?! Ayni isi 3310 da yapiyor, olay mesaj atmak ve arama yapmaksa. Ama tabii ki iPhone kullanmanin amaci iceriksel degil de sekilsel ve gosteris, gorun beni param var ve iPhone kullaniyorum demek. Beni cok gulduruyorlar :)

Yakin zamanda bu yaziyi videolar ve linklerle destekleme sozu vererek, satirlarima son veriyorum. Selam eder, gozlerinizden operim.

Fahri Samsung ve Android Ceosu Viktorrap ;)



Arka Plan

Bilmem hiç merak ettiniz mi kaç tane fotoğrafın arkasında olduğunuzu? Kaç tane fotoğrafınız var sizin, sizden habersiz? Kaç kişi dikkat etti arka planda size?
Düşünmüşmüdür ne işi var lan bunun burda diye? ya da o fotoğrafta istenmeyen biri oldunuz mu? Hadi bee tam çekerken adam geçti diye arkadan diye kaç küfür yediniz?
Ya da kaç fotoğrafta başkasını çekmek isterken sizi çekti? (bu biraz saçma göründü evet)
Peki önündeki kişiyi çeker gibi yapıp gizlice sizi çekti? (bu biraz sapıklık gibi geldi bana? -çekme arkaşşım ver o makinayı bağa)

Belki de bi toplu fotoğrafda olabilirsin? hani şu haberlerde insan kalabalığı çekimleri olur tıpkı onun gibi bi caddede yürürken çekilmişsindir, o kalabalığın içindesindir.
-olmaz mı? -olabilir


-bu fotoğraftaki kaç kişi bu fotoğrafa rast gelmiştir acaba?-

Bu ara baya aklımda bu konu nasılım acaba o fotoğraflarda? kesin bi çemçük ağızlılığım vardır ona eminim. Belki fiti fiti yürürken, arkada mal mal kahkaha atarken, belki sevdiceğe sarılmışken, konserde çok değişik ağız biçimi ile şarkı söylerken, kafam güzelken,yerken içerken ve ya uyurken(?!)

Ya da benden habersiz bi ton fotoğrafım olduğu gibi belki de hiç yok da olabilir. Sanki hiç var olmamışım gibi sadece kendi çektiğim ya da beni çektikleri fotoğraflarda varımdır.
sizin işinizi yaptığınız bir anda da fotoğrafını hoşuna gittkleri için çekmiş olabilirler (bileklik yaparken, balıkçıları balık avlarken, -bu bölümde fazla bi örnek çıkaramadım ama olsun, anladınız siz-)

Garip ve saçma konu ki zaten biliyorsunuz saçmalık bizim ekmeğimiz efenim. Yadırgamayın bu saçma düşüncelerimi. Yarın bi gün arka planında sizin çemçük ağızınızla hohohoh diye gülmeye başladığınız anda birayı üstünüze döktüğünüz bi fotoğrafla çıka gelirim haberiniz olsun.

2 Eylül 2011 Cuma

Nerde Kalmıştık?

İddalı bi tatil dönüşü lafı edesim geldi. "Şerif kasabaya geri döndü!" ya da en rakendrollundan "Back in town! Hell yeah!" gibisinden ama duş alıp, aşortmanı çekip bir de elime çekirdekle çay alınca ne rokendroll yaşam tarzı kaldı ne de o kadar havalı bi giriş yapasım. Bari şarkıdan bir puan kazanalım.


-yalovadan ankaraya 3 saatde geldim ya la!
(şaka la şaka bursa üzerinden geldim dede gibi 90la geldim)


26 Ağustos 2011 Cuma

Bezgin

Efennim ilhan iremi bilirsiniz. bazılarınız sever bazılarınız tapar bazılarınız aaa sazlıklı şarkıyı söyleyen adam değil mi diye bilir ama bilirsiniz de mi. eveet. neysem bilmeniz sorun değil lakin bu gün kendisinin bir plağını ve yaptığı şaheserleri aktaracağım size ki siz de bilin lakin pek güzel efennim.
(elinde pikap, plak gerekli takım taklavak olmadan gayet lavukça bir incelemede bulunan tek adam da benimdir, bu da ayrıca bi saçmalık unsuru olarak cebinizde bulunsun, genç adamsınız lazım olur)

Efennim plak 1981 tarihli. yani pop döneminin hafif arabesk esintilerle dolduğu, ki dolmak zorunda olduğu -yoksa satmıyordu- ibrahim tatlısesin buda geçer , seni yakacaklar gibi klasikleri, orhan gencebayın müjde ar ile feryada gücüm yok filmi (ki ayrı bi inceleme konusudur orhan gencebay filmleri) müslüm babanın ise bu iki olayı birbirine harmanlayıp itirazım var filmini çekmesi (evet bu dönem hep şarkılara filmler çekildi), mutlu ol yeter albümünü çıkartması (ulen daha ne olsun mis gibi damar dönem aslında) ama ilhan irem de pek öyle şimdiki gibi esrarlı değil hafif bi o ilhan irem spritüellliği şarkı sözlerinde, gençlik ilhan irem dönemi sonu tam manasıyla kapağında david bowie'ye benzerliği ile dikkati çeken albümü ya da lp'si "Bezgin" efennim.

alümün kabı, tasarımı tam arabesk döneme uygun. ilhan irem salonda halının üstünde bir yorgunluk edası ile çömmüş ama hafif de bi mutluluk var gibi ama yok gibide(lan mona liza gibim) yerde viskisi açık, sürahide. İnce adamdır ilhan irem öyle dağ taş yerinden oynatmaz orhan gencebay gibi. ama bi laf söyler yerinde oturur ağlarsın nidasına sahip, yanında samsun 216 -tahminen içinden bi kaç tane içilmiş, ki zamanın en kral sigarası, kabadayı filminde şener şenin sigarası, tam manası ile manyağı olduğumuz behzat ç.'nin sigarasıdır ayrıca (ki rivayete, şehir efsanesine göre müslüm gürsesin filimlerinde tek içtiği sigara) namının yürüdüğü yollarda da kamyoncu sigarası - ve fark ettiysen çakmak değil kibrit. fark ettiysen tam bir arabesk kapak ama baba o dönemdeki gibi sadece vesikalık poz vermemiş bir ambiyans yaratmış. bu albümü böyle dinleyeceksin diyor sanki.



şarkılara gelirsek efennim şöyle bir liste bizi karşılıyor
(plak 33'lüktür bu arada)
(ve tek şarkı geçmeden, tüm şarkıların dinlendiği albümlerden)

A1 * Bezgin
A2 * Yolgeçen hanı
A3 * Çöküntü
A4 * Ölmüş içimde hasret
A5 * Olanlar olmuş
-
B1 * Yemyeşil bir deniz
B2 * Yorgun argın
B3 * Ne diyorsun?
B4 * Ben değilim
B5 * Saçların sarmaşıktır

Albümü dinlemeye başladığınızda damardan bezgin ile karşılaşıyorsunuz. tam bi arabesk hava ilhan iremin o gizemli havası bi müslüm tarzında, kelimenin tam manası ile rakılık bir şarkı. ardından gelen yolgeçen hanı biraz yumuşatıyor ortalığı türkçe sözlü hafifi müzik derler ya işte tam bir örneği bu efennim. ama o kadar da bi arabeskten ödün yok şarkıda halen sağlam. ardından çöküntü ile bi tanju okan havasında hafif rakınızı içmeye geri dönebilirsiniz. zaten ardından gelecek olan ölmüş içimde hasret ile dubleniz bitecektir. olanlar olmuş ise tam bir ilhan irem şarkısı bunda ise içtiğiniz rakının kafasını yaşamaya devam edin efennim.

arka yüze geldiğimizde ise sizi kafadan Yemyeşil bir deniz karşılıyor ki bu şarkı sizi 2 duble götürür hiç acımaz. birinci arabesk klasiği bezginle başladıysa bu da lpdeki birinciliği paylaşan parçadır. Ama sevdiceğiniz karşısında böyle şarkıyı söyler gibi yapıp hemde şarkıda geçen sözleri ellerinizle anlatarak söylerseniz hem rakıyı hızlı içtiniz manasına gelmektedir ama sevdicek de karşıdayken ne güzel olur bu şarkı öyle böyle değil (sevdiceğinizin göz rengine takılmayın. o an onun gözleri size şarkıda aman yeşil yok siyah vay efennim kahverengi falan hiiiç fark etmeyecektir) ardından yorgun argın ile tam bir türk sanat musikisi ile durulacaksınız bu ara mezenizden alın biraz, sohbet edin masadakilerle. ne diyorsun 'u duyunca zaten bi oy çekersiniz. bu hafif durudrudun birşeyler söylemden dinlediğin şarkılardan.

"kalsada bir tek nefes, senden beklenen bir ses
susma öyle n'olursun, ne diyorsun?"

rakını yenile sırada ben değilim adlı albümün en damarlar şarkılarından biri daha var.

"Hayır, ben değilim ben olamam yanındaki
hayır, ben değilim yanıbaşındaki...
böylesine dopdoluyken bugün gözlerim
nasıl da gülmüşüm şu resimlerdeki gibi..."
-fark ettiysen birşey yazamadım bu şarkı fena kor, oturursun aşşağı-

glorya geynır ablanın bir eseri olan ay vil sörvayv vardır hani. hatırladın? hepberaber koro şeklinde söylenir böyle. masadaki biri bile bu şarkıyı biliyorsa paslaşa paslaşa ya da koro halinde söylenir, pek de zevklidir. şarının girişinde bi gök gürlemesi i yağmur sesi bi kuş sesi ile gecenin sonu geldi bak son şarkı tadını çıkar der gibidir. baba zaten başlar şarkıya sonra

"saçların sarmaşıklar
daldan dala uzanan
uçuyorum dallarda
başımda sonsuz zaman

bilmeden yeşilliğine
düşmüş bir damlayım ben
tüm dünyanın kökünde
her şeyin kaynağı sen"


Lp'yi bitirdiğinizde alıp kabına koyarken bi arka kapağa bakın. Albüm bitmiş ilhan irem gitmiş, notalar dağılmış, sigara bitmiş küllük dolmuş ve sürahi boşalmıştır...

18 Ağustos 2011 Perşembe

Erman İnsanın Kendine Yakışanı Giymesidir!

Ne diyor la bu gudik diyebilirsiniz efennim ki diyin zaten gudiklik bizim işimiz, ekmek kapımız.
Mesela gözlük almaya gidersin sorarsın bi yakışmış mı diye sana derler ki hemen yakışmış.
Kıyafet alırsın tezgahtar sana 3beden dar ceket için çok yakışıyor der.
Ayakkabı alırsın adam abi bunun kalıbı büyük ya olur sana bu diye 2 numara küçük ayakkabıyı dayar.

Ulen niye böyle şey yapıyorsun? olmamışsa olmadı de ne pisliğine böyle diyorsun elindekileri satmak için? Ondan sonrada düdük gibi giyinip geziyoruz ortalıkta.
Birisi birşey dediği anda da (içten içe biz de hissediyoruz olmadığını düdük gibi olduğunu,bu sebeple savunma senaryoları hazırlıyoruz "olm bu sınırlı sayıda üretilmiş bi tek guatamala ve şili de var!" diye-aslına bakarsan bu savunma senaryoları daha komik. Çok güzel şeyler uydurabiliyorsun bu sebeple kendi uydurduğuna da kendin kanıp evet kesin böyledir abi diye geziyorsun ortalıkta düdük gibi.


ibretlik toroğlu kaynak gözlüğü. -kaynak gözlüğü değil! italyadan aldım!

Hatırlarsınız ortalıkta erman toroğlu bi ara kaynak gözlüğü gibi bi gözlükle gezdi. Sonrasında ortamlarda konu olduğunu fark edince "italyadan ilk ben aldım bunu yeaa" diye açıklamalarda bulundu. Fark ettiysen birebir uyuyor anlattığımla. Ama bazı adamlar ablalar da var ki ne giyse ne taksa yakışıyor, (bir deydid buvi mesela) onlarda ne giyse ne taksa duruyor. ama bizim gibi dombililerde özellikle, kazın ayağı pek de öyle değil. herkesin istediğini giyince olduğu ünlerde aradığınız bulüzün pantulun ayyakabın istediğiniz numerosunu bedenini bulduğunuz günler dileği ile esen kalın.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Şezlong


-ibretlik sahil manzarası 1-

Efennim herkese bol güneşli günlee. Bilirsiniz otellerde yer kapmaca oyunu pek populerdir. Daha havuzlu ve ya kendi kumsalı olan bir villa yapamadığım için buradayız. Burada insanların hobisi şezlong kapmak. Sabah 6da uyanıp kumsala gelip şezlonglara havluları bırakıp kaçıyıorlar, havuz için de bu geçerli. Siz de bu kurala uyup kalkıp zabahın köründe mesaiye başlıyorsunuz. tabi bu tatilde çekilmez bir durum halini alıyor herşeyin en iyisi bende olsun diyen almanla ben burdan da denize girerim diyen ingilizler biribirine karışınca size yer kalımıyor zaten amk! ondan zabahın körü kalkıyorsun zaten. neyse ama gün içinde deiz sefası yaparak bu derdini unutuyorsun.Benim anlamakta güçlük çekiğim şey şu. ulen hem havuzda hem de denizde niye yer tutuyorsun? otel yazmış zaten saat 8 den önce havlu koyulması yasaktır diye toplasam şimdi ben tüm havluları atsam denize? illa bi sinirlendiriyorsunuz adamı. şurda stres atam mis gibim olam diye geldim. internet yok. lobide size müşteriler için(misafirleri(!)) ayrılmış olan dandik makinayla bağlanıyorsun falan filan. allahtan boşta bi modem tutuyorlar bişi için ama ne için çözemedim bağladım makinayı oh mis netime kavuştum. bunun yanında bira vodka ve rakının da gece 12e kadar serbest oluşu ile bu otel parasını içeceklerden çıkartabileceğimi umuyorum. Ben denize kaçıyorum hocular. yazının altına üstüne uğruna savaşlar verilen sahlin capslerini koydum kendinize iyi bakın.


-ibretlik sahil caps 2-

5 Ağustos 2011 Cuma

Ev Tadilatı!

Efennim tekrardan merhabalar evde tadilat vardı, sonunda bitti ve gene burda anlamsızca yazıyorum. Yapı marketi gezmek bizim bi hobimiz. (Ben en çok el aletleri ve tahta bölümünü seviyorum) Bu hobinin eyleme koyulmuş hali ise tadilat! Biliyorsunuz ata sporumuz ev tadilatı. Yaz oldu mu evlerin önünde beyaz beyaz çuvallar dolar. Bu daha çok "burda inşaat var" bayrağı gibi bir işaret. Evet burda tadilat var diye düşünüp, dışardan hangi ev olduğunu tahmin etmece oynu oynamayı pek seviyorlar.

Efennim tadilat dediğinz şey aslında bir rahat batması, düşmanınıza beddua türü "EVİNE USTA GİRSİN EMİİİİ!" yapı marketlerde gezerken "şöyle olsa ya banyo" düşünüşünün ete kemiğe bürünmüş hali. Öyle bir şey ki sizi insanlıktan çıkartıyor efennim. siz siz olun akıl karı değil bu iş. Ha sonunda süfer bir eve sahip oluyorsunuz ama harbiden çekilecek iş değil.

Bölüm Bir; "Bu yaz banyoyu yenileyelim ne dersin?"

Tabi bu sıkıntılı durum en başta "evi mimara mı versek" ile "fayans ustası yarın, tesisatcı öbür gün, yeni dolaplar şu gün geliyor" şekinde sizi ajandayla alacaklı bakkal gibi gezdirme durumu arasında gidip götürecektir. Hem ekonomik hem de istediğimiz gibi olsun seçeneği ile ustaya yönelirsiniz. Bütün ustalarla bir gün kararlaştırılır ev o güne kadar bu kadar usta görmemiştir -siz de öyle- hepsi metreleriyle gelir evi cart curt ölçer sonrasında o zaman şu gün başlayalım diye karar alır ve dağılırsınız.

Bölüm İki; "Usta burası tam oturmadı"


-temsili fayans ustası-

tadilata başlanılır ev bi güzel nüfusundan arındırılır eşyalar def edilir ev bomboştur bu sevinçle aykkaplarla usla gelene kadar top oynanılır yankı yapılır zaten sonra da usta gelir. şu şu şu yapılacak denilir gerekli aletler edinilir ev dann diye kırılır (bildiğin balyozla evet) sonra da temizlenir molozdan. Ki burada sizi bir el arabası niyetine kullanırlar amele sektöründe kariyer basamaklarını bu iş ile çok hızlı çıkabilirsiniz. Molozlar gittikten sonra tesisatcı gelir boruları döşer, alenktirinkçi gelir o da döşer kablosunu gider. siz de evin içinde tam manası ile harfiyat yapma ile çimento kararsınız. bi güzel yerlere dağıtılır bi gün kadar beklemen lazımdır ki tam kurusun . İşte o bir kuruma gününde "ne kadar çok saat varmış bi günde" düşüncesi belirir. Yatar dinlenir uyursun akşam içersin sabaha iş vardır fayanslara başalrsın döşersin bi kaç gün geçer kurumaya bırakırsın çok değişik terimler uydurursun sarı renge yeşil, maviye kırmızı, tornavidaya balyoz, matkaba hızar dersin ve bunu ustalar anlar çok değişik bi muhabbetiniz olmuştur.

Bölüm Üç; "İstediğiniz renk ne renk?"


-temsili boyacılar-

Ev tam olarak bitmedi daha kabası bitti. daha badana boya işi var. odana uygun renk eve uygun renk şuna uyumlu olsun buna uysun şöyle olsun böyle olsun diye bi ton fikir geçer kafandan sonunda ammaaan bu olsun diyip çıakrsın. lakin boya tonları isimleri de pek değişmiş. "Osmanlı pembesi" "Ayçiçeği turuncusu" "Sahil kumu" "Buz mavisi" bizim kullandığımız renk tonları. tabi bunun dışında milyon seçenek var kadınlara özel renkler (özel olmasının nedeni bir erkeğe göre bunlar sadece iki heceli anlamsız kelime. bi erkeğe dore derseniz o size ne notası diye bakar olmadı mi fa sol la si do diye devam ettirir) dore lila lame ve daha aklıma gelmeyen iki heceliler! bu sene pek popüler! boyacınız işi biliyosa 3 günde 2 günde bitirir çıkar efennim bir de siz tavanları hallederseniz, kombine çalışırsanız 2 günde kompil ev balkonlar falan heryer bitiyor. (yazarken yoruldum la)

Bölüm Dört "Temizlikçi kaçta gelecek?"

Bu kadar iş olur da pislik çıkmaz mı? Sürüsüyle hemde. Çalıştığınız süre içinde ulan bizim evden bu kadar çöb nasıl çıktı diye düşünürsünüz. Tam işler bitti oh be derken yattığınızda aklınıza gelir yarın karga bokunu yemeden temizlikçi ordusu evi saracak! ve bu sadece daha kaba temizlik diye tabir ettiğimiz olaydır. Kabasını incesini yapalım bitsin gidelim yok kabası yapılacak.neyse yarın olur uyanırsın 6 da dinlenmeden temizlikçi gelir saat 10 da! ulan hani demiştin 7 de gelecem diye yav bişiler bişiler olmuşmuş derken peki peki hadi o zaman diye yollarsın temizlikçin sürekli şikayet edecek şaşırma! ayy bu ne toz bu ne pislik ayyy oyyy diye. e birader seni biz temizlik için bu yüzden çağırdık hani evet toz hani bu daha çok senin işin pis falan hani. temizleyeceksin temiz olcak. neyse gün sonuna doğru bu da biter ve siz de bitersiniz efennim.


-temsili ev güzel oldu ama gitti paralar bir de yorulduk pek akıllıca iş evet-

dahası da var dahası çoook var daha. eşyaların geri gelişi bazılarının çöpe atılıp yavv onu niye attınız feryatları temizlikçi yanlışlıkla ayakkabı poşetini atmıştır, bi ton ayyakap çöpe gitmiştir ona yanarsın falan filanla 2 gün daha geçer ve sonunda yenilenmiş evine alışırsın.

komşu faktörü ise ayrı bi dert! bütüm bölümlerde gelip size nasıl oldu yeaaa diye sorup ayy keşkem böyle yapaymışınız daha güzel olurmuş diyip ağızlarına kürekle vurdurmak ister bunlar. ulan ev benim fayans benim istediğim gibi döşetirim sağaaa ne?. bitince de ay ne güzel olmuş diye gelirler. hey allam yeleppim yeaa!

Ha bu kadar işin sonunda değdi mi? -evet pek güzel oluyo olm ev. benden tavsiye evin eski halinin bi fotoğrafını çekin bir de yeni halini çekin karşılaştırın. baya bi şaşırma gözleniyor ev halkında.